Dünya Güncel Türkiye

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 Necip Fazıl Ödülleri törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2019 Necip Fazıl Ödülleri törenine katıldı.

2019 Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü alan Prof. Uğur Derman’a ödülü takdim eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ilim, sanat ve kültür hayatına istikamet verenlerle bir arada bulunmaktan duyduğu bahtiyarlığı dile getirdi.

Ödül alanları tebrik ederek, “büyük şair, büyük mütefekkir, büyük dava adamı, büyük üstat” olarak nitelendirdiği Necip Fazıl Kısakürek’i rahmet, minnet ve hasretle yâd ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Ödülleri’nin bir Türkiye klasiğine dönüştüğünü, ödül jürisine şükranlarını sunduğunu kaydetti.

“Bu bereketli topraklar sayısız kültür ve sanat erbabını yetiştirmiş ve insanlığın istifadesine sunmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl ödüle layık görülen; şair İbrahim Tenekeci’yi, yazar Cemal Şakar’ı, şair Meryem Kılıç’ı, hikâye yazarı Emin Gürdamur’u, 2019 Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü’nü alan Pakistanlı şair Emced İslâm Emced’i, fikir-araştırma ödülünün sahipleri Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın ve Dr. Coşkun Yılmaz’ı ve Necip Fazıl Saygı Ödülü’ne layık görülen Prof. Uğur Derman’ı tebrik etti.

“NECİP FAZIL’IN HEM HAYATININ HEM DE ESERLERİNİN GÖZE ÇARPAN İLK ÖZELLİĞİ DİRENİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şairler ve mütefekkirler arasında öldükten sonra eserleriyle yaşayanlar olduğu gibi, öldükten sonra gençleşenler de bulunduğunu belirterek Necip Fazıl Kısakürek’in ölümünden sonra gençleşen bir isim olduğunu kaydetti.

“Üstat, ömrü boyunca sanat ve kültür hayatına musallat olan statükoyla mücadele ederken; aynı zamanda eserleriyle de bu mücadelesini taçlandırmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Necip Fazıl, her şeyin künhüne vakıf olma sevdasını sadece edebiyatla sınırlı tutmamış, tarih alanında yazdığı eserlerle de statükoya başkaldırmıştır. Onun hem hayatının hem de eserlerinin ilk göze çarpan özelliği reddiyedir, direniştir. O her zaman kolaycılığa karşı zorluğu, rahatlığa, konfora karşı meşakkati ve çileyi seçmiştir. Üstat; kitapları, makaleleri, piyesleri, hitabe tarzında kaleme aldığı eserleriyle hakikate ulaşmanın mücadelesini vermiştir. Özellikle tarih alanında verdiği eserleri geç kalmış bir hesaplaşmanın vasatına dönüştürmüştür.”

“NECİP FAZIL’A GÖRE TARİHE BİR KIYMET KATMAYAN HER YAKLAŞIM, SADECE KURU BİR GÖZLEMCİLİKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’in tarihi; akademik bir uzmanlık alanından ziyade; çarpıtılmış, silinmiş, unutturulmuş hakikatleri gün yüzüne çıkarma mücadelesi olarak gördüğünü dile getirerek, “Çünkü o, bu memleketin resmî tarihinin, ülkenin asıl sahipleri tarafından değil, dışarıdan birileri ve onların içimizdeki uzantıları tarafından yazıldığına inanıyordu. Necip Fazıl’a göre tarih, geçmişte olup bitenlerin defter edildiği bir masal albümü değildir. Ona göre tarihe bir kıymet katmayan her yaklaşım, sadece kuru bir gözlemciliktir” değerlendirmesinde bulundu.

Necip Fazıl Kısakürek’in “Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han” isimli eserini yazarken bu anlayışla hareket ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Üstat, Abdülhamit Han’ı, Batı karşısında kale gibi duran ve Türk’ün ruh kökünü kurutmaya çalışanlarla amansız mücadele veren muazzam bir şahsiyet olarak tanıtmıştır. ‘Son Devrin Din Mazlumları’ kitabında ise yakın tarihimizin bilerek çarpıtılan karanlık bir dönemine ışık tutma cesaretini göstermiştir. Üstat bunu da entelektüel düzeyde bile olsa, alternatif tarih okumasının yapılamadığı günlerde gerçekleştirmiştir. Bu aynı zamanda din, ahlak, iman diyenlerin kültür ve sanat çevrelerince aforoz edildiği, âdeme mahkûm edildiği bir dönemdir. Son nefesine kadar da baskı ve yıldırma çabalarından kendisini kurtaramamıştır. 1947 yılından 1983 yılına kadar tam sekiz kez hapse giren üstat, ebedi âleme yine boynunda taşıdığı mahkûmiyet kararıyla irtihal etmiştir.”

“TARİHİMİZ DOĞRUSUYLA VE YANLIŞIYLA, EKSİĞİYLE VE FAZLASIYLA BİZİM TARİHİMİZDİR”

“Tarihimiz, doğrusuyla ve yanlışıyla, eksiğiyle ve fazlasıyla, sevinciyle ve üzüntüsüyle bizim tarihimizdir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişimizle yüzleşmek bizi küçültmez, tam tersine büyütür. Bilhassa, hakikatlere ulaşma şansımızın oldukça yüksek bulunduğu yakın tarihimizle ilgili, bu yaklaşıma daha çok ihtiyacımız var. Mesela tek parti CHP’sine ait dönemde, objektif bir şekilde tüm boyutlarıyla araştırılması gereken karanlık noktalar bulunuyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi CHP’nin kendi tarihiyle ilgili kapsamlı ve samimi bir öz eleştiri yapmasının şart olduğunu belirterek, “İskilipli Atıf Hoca’nın idamından Dersim olaylarına, Türkçe Ezan zulmünden 27 Mayıs darbesindeki rolüne kadar pek çok üzücü hadisede CHP, kendi tarihiyle yüzleşme cesareti gösterememiştir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, “CHP’nin bir an önce milletin karşısına çıkıp bu ülkeye yaşattıkları için ya özür dilemesi ya da üzücü olaylardaki rolleri için pişmanlık duyduğunu millete söylemesi gerekiyor. Türkiye’nin geleceği için, milletimizin kalbinde kabuk bağlayan yaraların tekrar tekrar kanatılmaması için biz bu tavrı elzem görüyoruz. Yoksa ülkemiz, belli art niyetli çevrelerin sosyal mühendislik projelerinden kendini kurtaramayacaktır” sözlerine yer verdi.

Bu konunun takipçisi olacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP yönetimi; geçmişleriyle yüzleşene; darbeler, katliamlar, yasaklar, idamlar ve kanlı sokak olaylarındaki rollerini cesaretle açıklayana kadar peşlerini bırakmayacağız. Böylece sadece ülkemizin sancılı bir dönemine ayna tutmakla kalmayacak, aynı zamanda Üstat Necip Fazıl’ın uğrunda bedel ödediği emanetine de sahip çıkacağız” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından ödül alanlarla fotoğraf çektirdi.

Enerji petrol medya Ceo – Mehmet Ali setencioğlu,